Bilgi Yarışması, Ana Sayfa

Ana Sayfa

İkili Yarışmalar

Kelime Yarışmaları

Zeka Yarışmaları

Günlük

Foto Kulüp

Bir Soru

Serbest Kürsü

Dostluk

Üyelik
Ana Sayfa
Seçkin Üyelik
Mesaj Kutusu
Tavsiye Et
Tıkla Kazan
Ödül Listesi
Gruplar / Sıralama
Sohbet Odaları
  Üyelik
Kullanıcı adı
Şifre
Yeni üye
Şifremi unuttum
Tavsiye Edenlere 10,00 Bonus
Tavsiye edeceğiniz e-posta adresi


%50 Daha Hızlı Flash Menü

Toplam üye
2.044.937
Aktif soru
27.965
Aktif üye
522

Bayrak

GÜNLÜK ÖZELLİKLERİ
Günlük sahibi*sebo - Ne mutlu Türk'üm diyene
Günlük adıYAZARLARIN GARİPLİKLERİ.. - Herkese açık günlük
Toplam okunma sayısı5964
Son güncelleme / Toplam kayıt4.4.2012 00:34:00 / Toplam kayıt: 2

GÜNLÜK KAYITLARI
YAZARLARIN GARİPLİKLERİ -2-Yeni yorum girAç/Kapa

 

 Listenin şüphesiz en garip ismi Balzac! Kahveye olan merakını, yaşamı boyunca 50 bin fincan kahve içmiş olduğunun tahmin ediliyor. Balzac'ın bir başka alışkanlığı ise, her gün mutlaka belirli miktarda yazı yazması… Misal, her gün için belli sayıda sayfa yazmaya karar veriyormuş ve o sayıda yazmadan kalkmıyormuş masadan. Hatta amaçladığı sayfa sayısına ulaşamadığında, o sayıya ulaşabilmek için, kalan sayfaları kopya ederek dolduruyormuş.

Cahit Sıtkı, Ahmet Haşim ve hatta Reşat Nuri gibi, kendisinin çirkin olduğunu düşünerek içine kapanık bir yapıya bürünmüştür. Böylelikle bir yalnızlık duygusu geliştirmiş ve bu duygu şiirlerine ve hayatına ölüm korkusu olarak yansımıştır. Karamsarlık ve hoşnutsuzluk bu yüzden şairin şiirlerinin karakteristiğidir.

On dokuzuncu yüzyıl İngiliz şairlerinden Percy Byuhe Shelley’in okuma tutkusu eşine az rastlanır cinsten… Günde 0n altı saat, hem de ayakta durarak okuduğu olurmuş Shelley’in.

Schiller, masasında çürük elma bulundurmaktan hoşlanırmış. Bu elmayı aralıklarla koklamanın, 0nu çok daha farklı bir bağlama götürdüğünü, misal bir ormanda, yapraklar arasındaymış gibi hissettirdiğini düşünürmüş. Bazen banyoda su içinde yazmak gibi garip bir alışkanlığa da sahipmiş.

Hüseyin Rahmi Gürpınar ise eldivenleri olmadan çıkmazmış sokağa. 50 yıl, dört mevsim eldivenle dolaşmış. Bunun nedeni ise, Gürpınar’ın hastalık korkusuymuş. Yazarın bir başka garip yönü de, tığ ile örgü örmekmiş. Avrupa'dan örgü modelleri getiriyor ve ördüğü takkeleri evde giyiyormuş.

Bernard Shaw, evinin bahçesine yaptırdığı bir kulübede yazmış tüm eserlerini.

Alexandre Dumas, yeni elbiseler giyip, bir de yakasına bir çiçek taktıktan sonra başlarmış yazmaya. Romanını bitirmeden evden çıkmamak için ayakkabılarını ve çalışma odasının anahtarını hizmetçisine verirmiş.

Tevfik Fikret'in dört mevsim buzlu su içer ve sokağa şemsiyesiz çıkmazmış. Şemsiyeyi, göz göze gelmek, karşılaşmak istemediği kişilerden kaçmak için kullanırmış. Tolstoy'u çok sevdiğinden, 0nun gömleklerine benzer gömlekler giyermiş. Arkadaşlarından hep sağ tarafında yürümelerini isterdi, sebebi sorulduğunda, kalbinin üzerini gösterip, ‘orada Nazime var’ (eşi) dermiş.

 Bu listeyi daha rahat ve verimli yazabilmek için eşlerinden boşanan ya da küçük bir kasabaya taşınan Paulo Coelho gibi yazarlarla uzatmak mümkün. Görüldüğü gibi, bazıları takıntı halini alan bu alışkanlıklar, yazarların eserlerini de oldukça etkilemiştir. Okumalarımızda, müelliflerin hayat hikâyeleri hakkında bilgi sahibi olarak masa başına oturmak, sanırım daha iyi bir sonuç almamız için yardımcı olacaktır.

 



Kayıt tarihi : 2.4.2012 - Toplam yorum : 2

Şebnemciğim ,yazarların tüm garip davranışlarını keyifle okudum:)Çoğu gerçekten garip elbette...Ama Tevfik Fikret'in garipliği için; "günümüzde mi garip geldi acaba" demeden edemedim doğrusu...Okurken bile duygulandım kalbinin üzerini gösterip "orada Nazime var" demesine ...Sevgiyle kal,hoşçakal...

Ş-Tevfik Fikret'in yaptığına gariplik demek doğru değil tabii. Sadece saygı ile önünde eğilmeli. Teşekkür ederim yorumun için Yeşim. İyi akşamlar.


Kayıt tarihi : 3.4.2012 18:22:00 - Yorum sahibi: cadı72

Günlüğün yine çok güzel,eline yüreğine sağlık.Ben de kahveyi biraz çok içiyorum galiba.Percy Byuhe Shelley gibi 16-17 saat okuduğum çok olur ama ben ayakta okumuyorum,oturarak,yatarak:)Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eldivenle gezmesi gibi olmasa da tanımadığım bilmediğim insanlarla tokalaşmamak ve çok sık el yıkamak alışkanlıklarımı telkinlerle yenmeye çalışıp ne zaman birine elimi uzatsam ellerinde bir sorun olduğunu görüp deli oluyorum:))) Her manada sorunsuz ellerin uzanması dileğiyle.

Ş-Teşekkür ederim Nur. Günlüğüm güzel yorumlarla anlam kazanıyor. Garip diye okuduğumuz bir sürü alışkanlığı farkında olmadan ne çok yaptığımızıda görüyoruz galiba. Sorunsuz eller uzanması. Ne güzel bir dilek. Dilerim öyle olur:) Sevgiler canım.


Kayıt tarihi : 4.4.2012 00:34:00 - Yorum sahibi: *Bambu16N


YAZARLARIN GARİPLİKLERİYeni yorum girAç/Kapa
Dickens romanlarını büyük, görkemli çalışma odasında kaleme alırmış. Düzgün bir el yazısı ile mavi renkli kağıtlar üzerine, kağıdın rengine yakın tonda mürekkeple yazarmış…
*****
Edgar Wallce ise, çalışmaya başlamadan önce bir işçi tulumunu giyer, sonra da kendini hava akımından korumak için çevresini cam paravanlarla çevirttiği büyük bir masanın başına geçermiş. Bir yandan durmadan şekerli çay içer, öte yandan da bir ”dictaphon”a konuşurmuş. Böylelikle dakikada 60 sözcük yazabilirmiş. Ünlü dedektif romanları yazarı, genellikle gündüzleri uyur, geceleri çalışırmış.
*****
Mark Twain da yatakta yazanlardan… Yatağa uzanıyor, kağıtları dizinin üstüne yerleştirip başlıyor kalem oynatmaya… Yazdıklarını yatağın üstüne ya da yere atıyor. Yanındaki komodinden piposunu doldurup boşaltırken yararlanıyor. ”Bana güzel bir yatak verin, size ölmez başyapıtlar vereyim.” sözü 0nunmuş.
****
Walter Scott, erkencilerden. Sabahleyin çok erken kalkar, kahvaltı yapmadan yazı masasına otururmuş. ”Ivanhoe” adlı ünlü romanını ise hemen hemen çalışmasına hiç ara vermeden, gece gündüz bir çırpıda yazıp bitirmiş.
*****
James Joyce’un yatağında, yüz aşağı yatarken yazdığı söylenir. Eski tip siyah mürekkepli kalemle ilk müsveddelerini çiziktiren Joyce, daha sonra kırmızı kalemle düzeltmeler yaparmış.
*****
Alexandre Dumas, en yeni, en süslü giysilerini kuşanıp yakasına da bir çiçek yerleştirdikten sonra otururmuş yazı masasının başına. O da hiç ara vermeden çalışırmış. Hatta, söylentiye göre, romanını bitirmeden evden çıkmamak için ayakkabılarını ve çalışma odasının anahtarını hizmetçisine verirmiş.
*****
Balzac, başucunda yanan bir mum olmadan hiçbir şey yazamazmış. Kahve tiryakiliğiyle de tanınan Balzac’ın bir başka özelliği ise, çoğu zaman yazı yazarken başına bir yün atkı sarıp ayaklarını da suya sokması… Öyle ki, 0nun bu adetini abartıp roman yazarken keşiş cübbesi giydiğini bile söyleyenler var!
*****
Balzac’ın bir alışkanlığı da, her gün mutlaka belirli miktarda yazı yazması… Sözgelimi günde 50 sayfa yazmaya karar verdiyse, dişini sıkıp 50 sayfayı dolduruyor. Belirli bir yerde, diyelim 30. sayfada takıldıysa, formunu kaybetmemek için kopya ederek dolduruyor…
*****
Wordsworth, hiçbir yapıtını evinde, çalışma odasında yazmamış. Bu ünlü İngiliz şairin hizmetçisi gelen ziyaretçinin bir şey sormasına fırsat bırakmadan şöyle dermiş: ”Burası efendimin kitaplığıdır. Kendisi şimdi çalışma yerinde; kırlarda bayırlarda dolaşıyor.”
*****
Bernard Shaw, evinin bahçesine bir kulübe yaptırtmış ve tüm yazılarını burada kaleme almış. Shaw, kendine göre geliştirdiği bir steno yazısı kullanırmış. Daha sonra daktilo ile yazmaya başlamış. Ancak, silik şeritlerden nefret edermiş. Şerit silikleşince, makineyi kaptığı gibi tamirciye götürür, şeridini değiştirtirmiş.
*****
Schiller’in yazı masası üzerinde ekşi ya da çürük elma bulundurmaktan hoşlandığı söylenir. Yazar elmayı sık sık koklarmış. Bu koku 0na yağmurdan sonra ormanda, otlar, yapraklar arasındaymış izlenimi verirmiş. Böylece bir düş evrenine girermiş. Bazen banyoda su içinde yazdığı olurmuş.
*****
H.G.Wells’in yapıtlarını en okunaksız el yazısı ile yazdığı söylenir. Özel sekreteri olmasaymış, Wells’in romanları kolay kolay basılma olanağı bulamayacakmış. Ayrıca, gençliğinde ayaklarını suya sokmadan yazamazmış.
*****
Henry James ayakta yazanlardanmış. Çalışma odasının çeşitli yerlerine yüksek sehpalar yerleştirir; bunların üzerine kağıtlarını dağıtırmış. Ve düşüne düşüne dolaşır, aklına gelen cümleyi en yakınında ki kağıda yazarmış. Böyle dolaşa dolaşa çeşitli kağıtlara yazdığı cümleleri sonradan birbirine monte edermiş.
*****
Charles Dickens, çok güç uyuyan birisiydi. Uyuyabilmek için yatağının başını kuzeye çevirir, sonra da tam ortasına yatardı. Tam ortada olduğunu anlayabilmek için iki kolunu uzatarak ölçü alırdı.
*****
Alexandre Dumas, doktorunun tavsiyesi üzerine uykusuzluğu yenebilmek için her sabah yedide Arc de Triomphe önünde bir elma yerdi.
*****
Richard Wagner, Porsifol Operası üstünde çalışırken (1882) banyodan çıkmadı. Suyun sürekli olarak sıcak tutulmasını ve içine egzotik kokular katılmasını istedi.
*****
Edmond Rostand da Cyrano de Bergerac’ı banyoda yazmıştı. Çalışırken kimsenin kendisini tedirgin etmesini istemezdi; arkadaşlarını kapıdan çevirmeye yüzü tutmazdı. Bu yüzden, çareyi banyosuna sığınmakta bulmuştu.
*****
Dante, belirli bir şeye ilgisini yöneltme yönünden, benzerine az rastlanır bir insandı. Bir gün bir sokakta oturup üç saat süreyle elindeki kitabı okudu; kitap bitince oradan uzaklaştı. O sokakta o sırada bir şenlik yapıldığını söyledikleri zaman buna inanmak istemedi.
*****
De Quincey, okumak üzere aldığı kitapları geri vermezdi. Üstelik bunların canına okurdu. Elindeki kitap ne denli ender, ne denli değerli olursa olsun, işine yarayacak bölümleri kopya etmek zahmetine katlanmaz, beğendiği sayfaları koparıp alırdı.
*****
Ondokuzuncu yüzyıl başlarında yaşamış İngiliz şair Percy Byuhe Shelley bir okuma tutkunuydu. Günde 0n altı saat okuduğu olurdu. Hem de oturarak veya yatarak değil; ayakta durarak okumayı severdi.



Kayıt tarihi : 1.3.2012 - Toplam yorum : 10

Sevgili Şebnem ,merhaba:)Yazarların çalışma biçimleri gerçekten çok hoş,keyifle okudum...Ben de konuya uygun bir örneği oğlumdan vereceğim.Ege çoğu zaman yatağa uzanarak yazı yazar,kitap okur,ders çalışır...Ben de 0na "Egeciğim bir sürü masa var.Böyle çalışmamalısın.."derdim.Sonra birkaç iyi eğitimcinin yazılarını okudum ve gördüm ki insanların kendi ortamlarını yaratmaları; 0nların dikkatlerini toplamalarını,konuya daha hakim olmalarını ve başarılı olmalarını sağlıyor...O gün bugündür Ege dilediği ortamda çalışıyor:)Artık tek bir dilek kalıyor geriye SBS sınavlarının kırmızı halılar üzerinde yapılması:))

Ş- Merhaba Yeşim J Hepsi birbirinden hoş ve ilginç gerçekten. Ama bana en ilginci De Quincey’in tarzı geldi. Kitap için o kadar emek veren bir yazarın başka kitap sayfalarını bu kadar rahat koparması J  Sanırım şimdiki çocukların her şeyleri gibi kitap okumaları da ilginç. Benim yeğenimde yere koyup , kanepeden aşağı sarkarak okuyor J

Teşekkür ederim beğenin ve yorumun için. SevgilerJ

 


 


Kayıt tarihi : 6.3.2012 11:23:00 - Yorum sahibi: cadı72

Ne kadar ilginç..Demek bu yazarlarının hepsinin hayal gücü büyüklüğü buradan geliyor..:)

Google'dan bakınca bak ne buldum, Balzac ve Dante hakkında;

Balzac’ın da ünlü alışkanlıkları var, sağlığını bozacak kadar aşırıya kaçmış kahve tiryakiliği, yazarken ayaklarını suya soktuğu, o gün için belli bir sayıda yazı yazmayı kendine takıntı haline getirmesi. Planladığı kadar sayfa yazamadıysa, başka bir kitaptan satırları kopya ederek bu sayıya ulaştığı söylenir.

Dante’nin okuduğu metne daldıktan sonra dünyayı unutmasıyla ilgili bir söylenti var, bir gün sokakta uzun süre kitap okumuş, kitap bitince kalkıp gitmiş. O gün birisi, o gürültüde nasıl okuduğunu sorunca şaşırmış. Sokakta, yanında yapılmakta olan çalgılı şenlikten haberi bile yokmuş İlahi Komedya’nın yazarının. - Gerçi bende kitap okurken kendimi tüm hayattan soyutlarım..Hatırladığım kadarıyla sende öyle..:) -

Her meslek insanında bir gariplik olduğu gibi, yazarlarda da olması mümkün mü? Görüldüğü üzere mümkünmüş..:)

Türkiye’deki yazarlar aklıma geldi bir anda..Henüz 0nların gariplikleri saptanmamış olsa gerek..:) Öpüldün canım..Güzel paylaşım olmuş, teşekkürler..:) 

Ş- İlginç ama gerçekten bütün yazarlar ve müzisyenlere baktığımızda hepsinin biraz normalin dışında olduklarını görüyoruz. Demek ki yaratıcılık için gerekli olan şey bu J Sürekli kitap okuyorum. Ara sıra düşünüyorum ben neden 0nların bu hayal gücüne, yaratıcılığına sahip değilim diye J  Eksik yönümüzü anlamış olduk sanırım Arzucuğum J

Teşekkür ederim canım beğendiğin ve yorum yaptığın içinJ Öpüyorum seniJ

 

 


Kayıt tarihi : 6.3.2012 11:43:00 - Yorum sahibi: arzuulku

Gerçek yazarları,psikolojilerini,tarzlarını okumak bana her zaman zevk vermiştir. Okumadıklarımıda günlüğünde okudum.Teşekkür ederim.Böyle bir günlük o kadar önemli ve değerli ki,ellerine sağlık.Şimdi yazarım diye geçinen,kocasının parasıyla ya da 0nun bunun ünü parasıyla(!)yazarım diyenleri ben bu yüzden ciddiye almıyorum.O dönemlerde yazılan kitaplar çok değerli,tamamen el emeği göz nuru,gerçek yetenek ve bilgi var.Bir Dostoyevsky'yi,Oğuz Atay'ı vs. ben şimdi bulamıyorum.Sevgiler

Ş- Burada görülenler elime geçenler Sevgili Nur. Kim bilir ne özellikleri var daha bilmediğimiz? Unutulmaları, atlanmaları 0nlara ve emeklerine çok büyük saygısızlık olur sanırım. En azından böyle paylaşımlarla kısa bir süreliğine de olsa hatırlamak kitap sevenleri mutlu ediyor.

Beğenmiş olmana  çok sevindim . Teşekkür ederim. SevgilerJ

 

 


Kayıt tarihi : 6.3.2012 15:13:00 - Yorum sahibi: *Bambu16N

Çok beğendim,lutfen bu günlük hep kalsın ve geliştirelim olur mu?Faydalı paylaşımlar olmalı böyle:) Tekrar teşekkürler

Ş- Tamam o zaman kaldırmıyoruz bu günlüğü J

 

 


Kayıt tarihi : 6.3.2012 17:17:00 - Yorum sahibi: *Bambu16N

Eğer ben bir yazar olsaydım; nasıl bir ortamda yazar, çalışmaya günün hangi saatinde, ne şekilde başlardım? Hayır, bunu şimdi burada anlatmayı düşünmüyorum. Buluştuğumuzda ben anlatırım, Arzu çizer, sonra hep beraber bakıp üzerinde fikir yürütürüz.:) Kimbilir neler ekler, neler çıkartırız ama eminim çok sıcak bir ortam yaratırız.:)

Bu arada Dickens'ın "mavi tonda kâğıtlar ve kâğıdın rengine yakın tonda mürekkep" kullanımını da çok beğendim.:)

Hoş, değişik ve eğlenceli bir günlük olmuş. Paylaştığın için teşekkürler Şebnemciğim. Sevgiler...:)

Ş- O zaman sizin tarzınızı öğrenmek için bir an önce görüşmek farz oldu sanırım J Zira ben meraklı bir insan olarak fazla sabredemem J

Dickens’i beğenmiş olmanıza hiç şaşırmadım doğrusu. Sizin gibi özenli  ve titizmiş Dickens’in de. Tabii bu yönü de birazda olsa sizin tarzınızı anlamak için yardımcı oldu .Pembe bir  kâğıt ve pembe bir mürekkebi hazırda tutmalı sanırım J

Yorumunuz ve beğeniniz için çok teşekkür ederim Sumru AblacığımJ  Öpüyorum sizi.

 

 


Kayıt tarihi : 7.3.2012 10:49:00 - Yorum sahibi: *toldi

Bende diyorum ; ben neden bir şeyler yazamıyorum !Demek böyle türlü türlü gariplikler,saplantılar olması gerekiyormuş insanda :))Hoş ve değişik bir günlük olmuş teşekkür ederiz Şebnem ..

Bu arada Sumru abla buluşmaya katılamayanlarıda sonra aydınlatırsa seviniriz yani :)) 

Ş- Uzun zamandır yapmıyordum günlük.Baharla birlikte silkinmek lâzım diye düşündüm J  Kolay kolay olunmuyormuş demek ki önemli bir yazar.

Öyle gelemeyenler için falan yok. İsteyen buyurur, gelir J

Yorumun için teşekkür ederim SelâmiJ

 

 


Kayıt tarihi : 7.3.2012 13:49:00 - Yorum sahibi: *çarşı 10
& Mart Gabriel Garcia Marquez'in 85. yaş günüydü.Yüzyıllık Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk sade bir dille yazılmış güzel iki kitaptır severek okumuştum.Sevgili Eşi,ilham kaynağı Mercedes'i ile sağlıklı,mutlu yıllar Gabo'ya:)

Kayıt tarihi : 7.3.2012 20:42:00 - Yorum sahibi: *Bambu16N

6 Mart Gabriel Garcia Marquez'in 85. yaş günüydü.Yüzyıllık Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk sade bir dille yazılmış güzel iki kitaptır severek okumuştum.Sevgili Eşi,ilham kaynağı Mercedes'i ile sağlıklı,mutlu yıllar Gabo'ya:)


 

Ş- Buradan geçmiş doğum gününü kutlayalım .Hatırlattığın için teşekkürler Nur. En sevdiğim sözünü paylaşmak istiyorum ben de.

“Sen istediğinde sana âşık olmaması, sana âşık olmadığı anlamına gelmez.”

Sevgiler canım J

 


 


Kayıt tarihi : 7.3.2012 20:43:00 - Yorum sahibi: *Bambu16N

Günlüğünüzü keyif alarak okudum. Teşekkür ederim. Herkesin bir çalışma stili oluyor. Wordsworth'un hizmetçisinin sözleri de çok hoş. 

Ş-Teşekkür ederim. Paylaşılan bir şeyin beğenilmiş olması sevindirici J

Yorumunuz için tekrar teşekkürler. SevgilerJ

 

 


Kayıt tarihi : 10.3.2012 06:41:00 - Yorum sahibi: hsasmaz

Çarşı 10'un yorumuna gülüyorum,şimdi okudum da:)))

 

Ş-İyi Haftalar canım J


Kayıt tarihi : 10.3.2012 12:25:00 - Yorum sahibi: *Bambu16N




Günlük yazmak için üye girişi yapmalısınız, üye girişi yapmak için buraya tıklayın.




Günlük nedir? | Günlüklerim | Yeni kayıt | Günlük ara

Kelime Cambazı
Kelime Cambazı
Toplam 0 yarışmacı
Kelime Hazinesi
Kelime Hazinesi
Toplam 0 yarışmacı
İkili Bilgi Yarışmaları
İkili Bilgi Yarışmaları
Toplam 0 yarışmacı
Bir günlük hediye (ücretsiz) seçkin üyelik için buraya tıklayın

Ayın Yarışması

Ekim ayı boyunca her gün Kelime Bulmaca yarışmasına katılabilir ve hergün 48 TL değerinde bir yıllık seçkin üyelik kazanan kişilerden biri siz olabilirsiniz.
Hemen yarışmak için buraya tıklayın

Üye olan herkese
10 BONUS
Üye olmak için tıklayın
Tavsiye edenlere
10 BONUS
Tavsiye için tıklayın
Tıkla Hemen
Bonus Kazan

Bonus için tıklayın
İş ortaklığı | Web Master | Hakkımızda | Sık Sorulanlar | Bize Ulaşın
birmilyon.com bilgi merkezli bir sitedir, bilginin paylaşılması ve çoğaltılması ilkesine dayanarak,
birmilyon.com da yer alan hertürlü soru ve bilgi yarışması tamamen paylaşıma açıktır.
Seçkin üyelik | Bilgi yarışmaları | Kelime ve Zeka Yarışmaları | Günlük | Foto kulüp | Bir sorum var | Serbest kürsü
Normal üyelik | Bilgi yarışması | Çocuk yarışması | Soru gönder | Bir işlem | Bir kelime | Timsah avı
Kullanım Şartları | Güvenlik ve Gizlilik | birmilyon.com V8 turbo

Bilgi Yarışması

0,1220703